28 Şubat bin yıl sürecek!
|
Türkiye’yi kritik günler bekliyor. Daha çökertilememiş Ergenekon Terör Örgütü, son kozlarını oynuyor. Elli yıllık hafızamız bizi yanıltmadı. Hep aynı filmi seyrettiren, derinde ve yüzeyde yuvalanan güçler, kaybettiklerinden dolayı kudurma noktasına geldi.
Otuz yıldır çelik-çomak oyunu gibi sündürülen, güya terörle mücadele tezgahı, sektör haline gelince, bunu ranta dönüştüren taraflar eliyle devam ettirildi. Konuşunca mangalda kül bırakmayan, dünyanın en güçlü ordusu, üç-beş çapulcuyla otuz yıldır, neden bir adım yol alamadığının muhasebesini yapmadı.
Aslında Ordu içinde yuvalanan Ergenekon sevdalı, hastalıklı ve kompleksli külhanbeylerinin bunu kullandığını farkedemedi ya da farketmek istemedi, yada farkettiğini belli bile ettirmediler, ettirtmediler.
28 Şubat sürecinde, hukuksuzluğun ve milleti enayi yerine koymanın, paraları iç etmenin ve memleketi batırmanın, ben yaptım oldu ve yaptımsa doğrudur anlayışının zirve yaptığı günleri yaşadık.
Şimdi minik ayrıntılar noktasında feveran eden bazı zatları dinledikçe, acaba o dönemde hukuk bilgilerimi yoktu, yoksa bunları bilen birisi o zaman nasıl ve neden sustu diye gülümsüyorum.
Türkiye’de bir sessiz devrim var. Parti yandaşlarının doldurulduğu ve yüzde on kapasiteyle çalışan devlet kurumlarının özelleştirilince açıkta kalan eski tüfek solcular için ağlayacak durumda değilim. Gece sırayla uyuyan, işe gitmeden aylığını alanlar, eğer Türkiye’ye beş kuruşluk katma değer kazandırsaydı, yatacağına adam gibi çalışıp memleket krizlere girinceye kadar yatmasaydı, bende durumlarına üzülür, birlikte mücadele ederdim.
Benim giydiğim, yediğim, yazdığımdan dolayı iş bulamadığım günlerde bunu yatarak geçiren ve bana uygulanan hukuksuzluğa bıyık altı gülen şimdiki işşiz solcu kadroların, sokaktaki terörlerine destek verecek durumda değilim. Kusura bakmayın!
Türkiye’den terörü çıkarın, hiç bir anlam ve ehemmiyeti olmayan ülkücü kadroların ise, neden şimdiki sürece destek vermediğini çok iyi anlıyorum. Varlık sebebinin ortadan kalkmasına hazır değiller. Çapı ve anlayışıyla sempatik gelmeyen lideri, söylem birliği içinde olduğu bir zamanlar kominizmin gelmesini önledikleri masalındaki karşı ordunun komutanıyla oluşturduğu yeni tabur, bir çok ipucu veriyor.
Oy oranlarına bakıldığı zaman, marjinal grupların, millet önünde şansının olmadığı, daha önceki yıllarda ortaya çıkmıştır. Aponun idam edilmesini önledikleri zaman, artık başka bir yola yelken açtıklarını düşünmüştük. Görüldüki aynı tas aynı hamam! Bırakın bunları ya darbe sonrası makamlara atlarlar, yada memleketi 12 Eylül öncesi gibi kana bularlar.
12 Eylül demişken, o zaman en zayıf halka olan ‘’apocular’’ nasıl parlatılıp, kontrol altına almak için DHKPC, DevSol vb. diğer koca koca terör grupları oraya itilince, dış güçler ve bazı çıkar grupları tarafından desteklenip karşımıza bir canavar olarak çıkmıştı.
Şimdi kapatılan DTP’nin milletvekilleri ve kendilerine hakaret edilen Alevi milletvekilleri o zamanlar CHP çatısı altında yer almışlardı. Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan ile kahkahalar eşliğinde pozlar verir, insanı amaçlı rehin alınan askerleri kurtarmaya giden muhafazakar bir milletvekili PKK’lı ilan edilirdi. Bütün güneydoğu bölgesi PKK’nın partisi kapandı diye, CHP’ye oy verir, dipçik zoruyla MHP’ye bile belediye başkanlığı hediye edilirdi. Buna demokrasi denir, bizde yemiş ayaklarına yatar ve bir gün gelir devran döner, bunlar sorulur diye mırıldanırdık.
Susurluk’ta bir araba, bir kamyona çarptı. Bildiklerimiz doğru çıktı! Bunu anlatacak bir babayiğit var mı şu ergenekon avukatlarından. Sağı solu ve ülkücüsüyle hep başımızdaki bu solucanların, nasıl bir yolculukta olduğunu anlamadık mı sanki?
Ya şu toprak altına gömülen boru parçası lakaplı silah, el bombası vs. Cephaneliklerden!
Kağıt parçası denildi, planlar olmadığı söylendi, nasıl güldüm!
Ya bunlar daha dün andıçlarla televizyonlardan okunurdu eskiden. Sanki hiç darbe yapmamış, hiç bu işlere girmemiş ayaklarına yatmak da neyin nesi? Tarihine baksana, şu darbeler tarihine!
Kurtlar Vadisi dizisinin hiçbir bölümünü tam seyretmedim. Ama bu ülkede bizzat yaşadım ve anlattım durdum. Öyle diziyle vakit geçiremem. Daha vahim durumları yaşayarak gördük.
Ben bunun bir intikam ve hırsa dönüşmesini istemiyorum. Hak ve adalet yerini bulsun. Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar da inilsin istemiyorum. Şu son 20 yılın hesabı sorulsun yeter, Türkiye’nin kamburlarından kurtulması için. Ama bağırtılara ve ortalığı karıştırmak isteyenleride muhatap almadan olması gerekenleri çok iyi bilen kadroların, işlerini tamamlamasını bekliyorum.
Anayasa değişssin, ordu dış güvenlik, emniyet iç güvenlik sınırına çekilsin, parti kapatmanın yolu kapatılsın, hangi ırk ve dinden olursa olsun, herkesin benim vatanım diyebileceği, haklar ve özgürlükler kanunlaşsın. Artık bu ideolojik palavralarla, çıkar kavgalarını memleket meselesi haline getirip, ceplerini dolduranlardan bıktık.
Yaşanılabilir hale getirin şu memleketi de, milleti istediği kıvama getirmek isterken ikide bir mesai arkadaşını vurup, suçlu göstermek istediği kesimlerin üzerine atan toplum mühendisleriyle ve ordumuzu ele geçirmiş, bir grup millet düşmanıyla uğraşıp durmayalım.
mahmut.cetin@pusulam.at
|
|
|
| |
|
|
|
|
| |
|
 |
| |
|
|