Gençler arasındaki suçlar, kadınlara yapılan baskı, yoksulluk sosyo-ekonomik sorunlardır. Katı popülizmle çözülmeleri mümkün değildir.
90’lı yıllarda Lüksemburg Başpiskoposuna, göçle ilgili sorun olup, olmadığı sorulmuştu. Evet var, hem de büyük sorunlar var diye cevap vermişti. Misafir işçi olarak gelen Portekizlilerin tümünün Katolik dininden bihaber olduğundan ve bu nedenle Roma-Katolik dininin özünü anlatmak üzere Brezilya’dan misyoner getirmek zorunda kaldıkları konusunda şikâyette bulunmuştu, Başpiskopos.
Fakat: kamuoyunun algılamasında bu Lusitanların hepsi Katolik’ti – tıpkı Türk ve Arap kökenli Avrupalıların hepsinin Müslüman olarak görülmesi gibi. Hem de, namaz kılmak için camiye gidip, gitmediklerine, Ramazan ayında oruç tutup, tutmadıklarına ve hayatlarında hiç Medine ve Mekke’ye haç için gidip, gitmediklerine bakılmaksızın.
Böyle bir yaklaşım, gayrimüslim çoğunluk toplumu için çok pratik. Birinin alnına “Müslüman” yaftasını yapıştırmak, o “Müslüman’ı” insan olarak algılama zahmetinden kurtarıyor. Böylelikle günümüzün sorunlarına, belden yapılan atışlarla hızlı cevaplar verme imkânı doğuyor. Genç Türklerin suç işlemesi mi? Eh tabii, hepsi küçük birer Müslüman paşası. Başörtüsü mü? Eh tabii, erişkin Müslüman paşalarının baskı sembolü. Minare mi? Eh tabii, Müslüman dünya gücü olma fantezisinin bir sembolü.
“Oradakilere” karşı “biz”, liberal hukuk devletleri için ana tema olmamalıdır. Gençlerin kriminalitesi, kadınlara yapılan baskı, yoksulluk, bunlar sosyo-ekonomik sorunlar. Sosyo-ekonomik araç-gereçlerle bu sorunlar çözülebilir. Katı popülizmle değil.
Oliver Grimm / Die Presse 17.12.2009
|
|
|
| |
|
|
|