Anasayfa   Abone Formu   Impressum   Reklam   Iletisim   Giris Sayfam Yap   SIK Kullanilanlara Ekle
 
Mavi/Pembe Kart, Avusturya Vatandaşlığı İçin Engelmi?
Yabancıların Çalışma yasasında ki değişiklikler
Toplanan Paraları Zimmetlerine Geçirdiler
'Az faizle işini görebiliyorsan çok faiz vermek haramdır'
Uyanık teşkilatçılar küpüne zarar veriyor!
'Teşkilat denetleme ve kontrol mekanizmasını kaybetmiş!'
İslam Federasyonu'nda görev değişikliği şart!
VARAN 1 -Almanya’ya uzanan usulsüzlük iddiası!
Viyana'da Afiş İndirme Operasyonu Şaşkınlığı
Mahmut Çetin: Hata ettim!

Anayasa referandumunda Oyunuz ne Olacak?

Evet
Hayır





 
  

Bütün hesapları bozacak gelişme

Darbe senaryolarının, iç hesaplaşmaların tozu dumanı arasında etrafımızda, yakınımızda ya da uzağımızda neler olduğunu, bazı gelişmelerin Türkiye'nin “içeri”deki kavgasında nerelere tekabül ettiğini, Atlantik kıyılarından Pasifik'e kadar uzanan coğrafyada yaşanan büyük eksen kaymasının Türkiye'nin yeni yüzyıla dönük pozisyon arayışını nasıl etkilediğini, içerideki keskin tartışmaların aslında bu yeni güçler dengesini, oluşumunu anlayıp anlayamamakla, kabullenip kabullenmemekle alakalı olduğunu artık biliyoruz. Bu yüzden de, varolan tartışmanın girdabına kapılıp gitmeden, mümkün olduğunca, her yeni gelişmeyi aktarmaya çalışıyorum.

Mesela 1 Ocak 2010 tarihinde Asya'da dev bir ortaklık kuruldu. Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika serbest ticaret bölgesine benzeyen ancak neredeyse iki milyar insanı içine alan ekonomik yakınlaşmanın zamanla, siyasi ve askeri yakınlaşmaya dönüşeceğini, dünyanın ağırlık merkezinin kaydığı bölgede çok güçlü bir blokun oluştuğunu biliyoruz. Biliyoruz ama bunun bizi ne kadar ilgilendirdiğini düşünmüyoruz.

Daha 2005 yılında söz konusu gelişmeyle ilgili bu köşede tartışmalar yapmıştık. Mesela 12 Nisan 2005'teki şu cümleler, bugün bile bir haberden öteye ilgimizi çekmeyen gelişmeyle ilgiliydi: “Laos'ta toplanan ASEAN ülkeleriyle Çin, Japonya ve Güney Kore, “dünyanın en büyük ortak pazarı”nı kurma konusunda anlaştı. ABD'nin jandarmaları olan Avustralya ve Yeni Zelanda'yı dışlayan ve 2 milyarlık nüfusu içine alan dev ortaklık ABD'nin bölgesel nüfuzunu sınırlayacak bir gelişme olarak tanımlanıyor.

Aynı dönemde, 18-24 Nisan tarihlerinde, 55 ülkenin lideri Endonezya'nın başkenti Cakarta'da bir araya geliyordu. Asya ve Afrika ülkeleri zirvesi olarak planlanan toplantı, 1955'teki Bandung Konferansı'nın 50. yıldönümünde yapıldı ve zirveye 105 ülke davet edildi. Zirvede, dünya nüfusunun yüzde 73'üne karşılık gelen 4.6 milyar kişi temsil ediliyordu.

Bunların ne anlama geldiğini, Batı'nın tartışılmaz küresel üstünlüğü sona yaklaşırken Asya'da neler olduğunu o gün de, bu gün de yeterince kavrayabilmiş değiliz. Gerçekten de, Birinci Dünya Savaşı sonrasında yeni bir dünya kuruluyor. Peki Türkiye bunun neresinde ne kadar yer alacak? Altı ESEAN ülkesi ve Çin, dünyanın en büyük ekonomik yapılanmasını oluştururken, Pasifik Okyanusu'nun iki kıyısında 21. Yüzyıl'a şekil verecek bir kapışmanın hazırlıkları yapılırken, biz Türkiye olarak nerede duracağız?

Geçtiğimiz günlerde, Uluslararası danışmanlık şirketi Pricewaterhouse-Coopers (PwC) tarafından bir rapor yayınlandı. Raporda; 2020 yılında gelişmekte olan 7 ülkenin (E7) ekonomik büyüklükte sanayileşmiş ülkeler olarak adlandırılan G7'yi geçebileceğini bildirdi. Çin ekonomisindeki hızlı büyümenin Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye'nin yer aldığı E7 ülkelerindeki büyüme için motor güç oluşturduğuna işaret edilerek, Çin ekonomisinin 2020'de ABD'nin önüne geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olmasının beklendiği belirtildi. Küresel eğilimlerde, sarsıcı bir hızla izlediğimiz değişim, güç kayması, yeni denklem, içerideki yıpratıcı, tüketici kavgalara aldırış etmeden devam ediyor. Türkiye'ye, gelişmekte olan yedi ülke içinde yer veren, bu yedi ülkenin G-7 gibi dünyanın patronlarını geçebileceğini söyleyen rapor hiç mi anlamlı değil? Hem de on yıl sonra! Öteden beri, benzer süreçlere dikkat çekerek ezberlerin bozulması gerektiğini, yeni sözler söyleyemeyenlerin geleceğin dünyasında yeri olmayacağını, bu çevrelerin Türkiye'nin geleceği üzerinde de belirleyici etkisi olamayacağını tekrarlıyoruz.

Artık bizim için, büyümenin, güçlenmenin, etkili ülke olmanın ana yolu Avrupa'dan geçmiyor. Atlantik İttifakı'nın üzerimizdeki kayıtsız şartsız tahakkümü sona ermek ya da dengeli bir hal almak zorunda. Çünkü Türkiye'nin önüne yepyeni yollar açıldı. Hal böyle iken, tek yönlü bağımlılık ilişkisini sürdürmek bu ülkenin geleceğini karatmaktır. Ezberlere devam etmek, Soğuk Savaş döneminin algılarıyla Türkiye'ye yön vermeye çalışmak, iç siyasi yapıyı dizayn etmek bu ülkeye çok ağır zararlar verecektir. Türkiye'yi yeniden Anadolu sınırlarına hapsetme rüyası görenler büyük hayal kırıklıkları yaşayacaktır.

Güney ve Doğu Asya'nın, Avrupa'nın, Kuzey Amerika'nın ekonomik ve siyasi alanda birleşmeye doğru gittiği, acımasız bir ekonomik mücadelenin yaşandığı, devletlerin tek başına bu mücadele içinde ayakta duramayacağının anlaşıldığı, bölgesel entegrasyon projelerinin alabildiğine yaygınlaştığı, merkez güçlerin geçmiş birikim ve zenginliklerini bugüne taşıyarak güç kazanmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye, tek başına ayakta kalamaz. Ülkeler değil bölgeler ve bloklar öne çıkıyor artık. Sürece, dünyanın en güçlü ülkesi ABD bile tek başına direnemiyor. Böyle bir dönemde Türkiye'yi yalnızlaştırmak isteyenler, yüzyıllara dayanan siyasi birikimi ve bölgesel zenginliğini harekete geçirmeye çalışmasını ideolojik kılıflarla engellemeye çalışanlar bu ülkeye yazık ediyor.

Bu yüzden; Türkiye'nin yakın çevresini harekete geçirmeye, ekonomik yakınlıklar kurmaya, ikili serbest ticaret anlaşmaları yapmaya, vizeleri kaldırmaya, ortak ekonomik alan oluşturmaya, uluslar arası platformlarda ortak tavır göstermeye yönelik, son yıllarda etkili sonuçlar doğuran yaklaşımını dikkatle izlemek ve takdir etmek gerekiyor. Küresel eğilimleri gerçekten iyi okumanın göstergesi bunlar. “Kaos kuşağı”, “Fay hattı” gibi, bize ve çevremize biçilen rolü reddeden, çatışma alanlarını daraltıp ortak enerjiye yönelten bu yaklaşım, hiç de hesapta olmayan bir güç birikimini harekete geçiriyor. Öyleyse şunu sormalıyız?

Neden bu bölgede AB gibi bir yapı oluşmasın? Ekonomik entegrasyon, siyasal ortaklıklar ve askeri güvenlik stratejilerinde birliktelik neden olmasın? Dünyanın bu konuda en zengin mirasına sahip bu coğrafyada neden Asya'da yapılanlar, Kuzey Amerika'da yapılanlar gerçekleşmesin? Kurtuluşumuzun, iç barışımızın, güç kazanmamızın tek yolu bu. Bu yüzden, yakın gelecekte, içerideki tartışmaların çok daha keskinleşeceğini söylemek durumundayız. Neden acaba? Bütün hesapları bozacak bir gelişme bu!


İbrahim Karagül
ibrahimkaragul@gmail.com

 
 

Yorum Ekle :

 

İsiminiz:

Başlık:

Yorum:

Arkadaşına Gönder:

 

İsminiz:

E-mailiniz:

Arkadaşınızın İsmi:

Arkadaşınızın E-maili :

 
Diğer Haberler
Cemaat öpsün sizi
İftar korsanı mı oldunuz sahte Milli Görüşçüler!
Evet, cuntacı Emevi geleneğini itirazdır
Yılan ilk defa su içerken dokundu
Dandik tesettür
Yiğit Bulut patladı!
Yurtdışında da oy kullanmak istiyoruz artık !!
Numan Kurtulmuş`a Saldıranlara Bazı Hatırlatmalar.
Milli Görüş`ün AK Parti ve SP fraksiyonları
Önder Sav'a gitmekte geç kaldılar
Fatih Erbakan Saadet Partisini Pijama partisine çevirecek
Umut Haline Gelen Bir Teşkilât Nasıl Yok Edilir?
Barış gazeteciliğine ihtiyacımız var
Derin olmayan bir analiz: Gülen ne yapmak istiyor
Birilerinin sevinci, Fenerlilerin şampiyonluk kutlamasına dönecek
Karınca ezmez genç fıkrası ve Baykal
Baykal'ın istifasını istediler
Genç Siviller Rahatsız
12 Eylül'ün 'balta girmemiş ormanı'na balta vurmak...
Fadime Şahin şeytan da mankeni bol cemaatler melek mi?.
100 bin kaçak Ermeni
Şiştiniz mi düdük makarnaları!
Hiç utanmayacak mısın?
Bütün hesapları bozacak gelişme
Şu Anayasa değişecekse değişsin artık!
 
İşimiz haber, gücümüz özgürlük
Mahmut Çetin  
Kendi Hakkınızı Kendiniz Arayın
Fatih Öztürk  
Dandik Milli Görüşcüler, Gerçek Milli Görüşcüler!
Mavisakal  
İrade harici
Yunus Türk  
„Liebe“ und „Angst“
Hosada ÖzKılınç  
Cemaat öpsün sizi
Konuk Yazar  
Dosyalar

GÖÇMENLER İÇİN EL KİTABI

Türkiye'de Nasıl Emekli Olurum

Avusturya'da yüksek öğrenim


Anasayfa  |   Gündem  |   Avusturya  |   Türkiye  |   Dünya  |   Ekonomi  |   Hukuk  |
Spor  |   Bilim-Teknik  |   Kültür Sanat  |   Pusula Deutsch  |   Linkler
Copyright©Pusulam.at Powered by PUSULAM