Anasayfa   Abone Formu   Impressum   Reklam   Iletisim   Giris Sayfam Yap   SIK Kullanilanlara Ekle
 
Mavi/Pembe Kart, Avusturya Vatandaşlığı İçin Engelmi?
Yabancıların Çalışma yasasında ki değişiklikler
Toplanan Paraları Zimmetlerine Geçirdiler
'Az faizle işini görebiliyorsan çok faiz vermek haramdır'
Uyanık teşkilatçılar küpüne zarar veriyor!
'Teşkilat denetleme ve kontrol mekanizmasını kaybetmiş!'
İslam Federasyonu'nda görev değişikliği şart!
VARAN 1 -Almanya’ya uzanan usulsüzlük iddiası!
Viyana'da Afiş İndirme Operasyonu Şaşkınlığı
Mahmut Çetin: Hata ettim!

Anayasa referandumunda Oyunuz ne Olacak?

Evet
Hayır





 
  

HAT SANATI


Merhaba sanatseverler;



Hatasız eser vermenin Asıl Sanatkâra mahsus olduğunu hatırlatarak başlamak istiyorum.



İlkyazının nereden geldiği, nasıl ve kimin tarafından icat edildiği eskiden beri merak edilen sorulardandır. Bu sorular cevapsız kalmaya mahkûmdur. Bugünkü kaynaklara göre yazının tarihinde iki büyük devir vardır. Birincisi karanlık çağlar; bu dönemde yazı var mı yok mu tam bilinmemekte, yapılan kazılar bile buna tam bir yanıt verememektedir. Daha yakın zamana ait, güvenilirliği de net olmayan masal vb. örneklerle bunlara cevap aransa da ehemmiyetli bir bilgiye rastlanmamaktadır. Diğer bir dönem ise tarihle başlayıp günümüze kadar gelen devirdir. Tarihin başlangıcından günümüze kadar pek çok yazı çeşidi oluşmuştur. Her var olan şey gibi yazınında meydana gelmesinde çeşitli sebepler bulunmaktadır. Bu sebepler zamana, mekâna ve kişisine göre değişiklikler arz ettiğinden; hangi yazı, hangi zaruriyete binaen doğmuştur, net bilinememektedir. Fakat bu konu ile bilimsel yönden ilgilenen kişiler; şekil, kullanılış ,tarz vb. özelliklerinden bunu sezebilmektedirler. Bu nedenle bu konuya daha fazla girip haddimi aşan bir şey söylemek istemiyorum. Her ne kadar hepsi ayrı ayrı sebeplere dayansa da yazı bir maksada hizmet etmekte.’’İnsanlığa ışık tutmakadır’’

Bilim adamları; bilim, fen ve tekniğin gelişmesinde yazının önemini itinayla belirtmişlerdir. Bunu kimse inkâr edemez. Fakat yazı bununla yetinmeyip, insana sanat yönünden de yaklaşmayı başarmıştır.

İnsanın ruhunda ; güzeli bulma ve güzele sahip olma çabası vardır. Buda Yaradan’dan ötürüdür. Çünkü ‘’O’’ güzeldir, güzeli sever ve bizi güzel yaratmıştır . İslamiyet’ten önce de güzellik anlayışının olduğu gibi islamiyetle de daha da katmerleşmiştir. Yazı da bu anlayıştan hakkını alarak eşsiz bir sanat haline gelmiştir. Yeryüzüne yayılan İslam’ın nuru yazıyı da içine alarak ulvileşrmiştir.

Hiç şüphe yok ki Kur’an okuyup-yazmaya önem verir. Buda Allah’ın ilk hitabı ‘’oku’’ emri ile açıkça görülmektedir. Kalem de okuma ve yazmaya vasıta olması sebebiyle Kur’an’da methedilmiştir. Şöyle ki Kalem suresinde ‘’hokka ile kalemin, kalem ile yazdıklarını şahit tutarım ki’’ ifadesi hokka ve kaleme verilen kıymeti belirtmektedir. Bu övgüler Kur’an’ın güzel yazılmasında aktif bir rol oynamıştır. İşte sanatkâr, bu feyizle Allah’ın emirlerini ve Efendimizin (sav) sözlerini güzel bir şekilde yazmaktan başka bir şey düşünemez hale gelmiştir.

Yazı, dilin eli, elin dili, gönlün tercümanı, ruhun aynasıdır. Güzel yazı hafızanın yükünü hafifletir. Katibini edip, hattatını zarif yapar, yazana nam, okuyana şan verir. Yazının daha sayamadığımız birçok vasfı vardır. Görmek işsteyene yazı bir harikalar alemidir.

İlk dönemlerinde basit bir halde bulunan Arap yazısı Hak Dininin doğuşu ile Ma’kıli (dik-köşeli) ve Şami (yuvarlak) olmak üzere iki şekilde kullanılmaya başlandı. Fakat Şami Yazının bozuk olmasından dolayı Ma’kıli yazı önem kazanmıştır. Efendimize (sav) yakınlığı ile bilinen ve sayıları yirmiyi geçmeyen hattatlar, bu yazıları yazmaktaydı. Bunların başında da Ebu Talib Oğlu Ali (ra) gelmektedir.

Ma’kıli yazı dik ve köşeli olması sebebiyle kalemle yazılması imkansızdı, bu nedenle geometri aletleri ile çizilerek yazılmaktadır. Bu da hem oldukça zor hem de yazıdan çok resmetmeye girmektedir. Bu zorlukları gidermek için Hz. Ali (ra) Ma’kıli yazıyı ıslah ederek daha da güzelleştirmiştir. Bu safhada yazı şöyle bir değişime uğramıştır; Ma’kıli’den farklı olarak düz ve yuvarlak harfler uygun nispetler altında karıştırılmış , kalemin tabiatı da ona göre ayarlanarak, kalem yazıya hâkim kılınmıştır. Gözlü ve başlı harflerin hareketi Ma’kıli’de dört iken şimdi üçe indirilmiştir. Başlar ve gözler üçgenimsi ve yuvarlağımsı bir durum almıştır. Oluşan bu yeni yazıya da Kufe’ye hürmetle Kufi adı verilmiştir.

Bu ıslahtan sonra Mushaf’ların yazımına Kufi hattı ile devam edilmiştir. Selçuklu başkenti olan Konya’mız kültür ve sanat yönünden oldukça zengindir. Bu sebeple Kufi yazıyı birebir görmek isteyenler, Karatay müzesini(kubbeye geçişlerdeki üçgenlerde), İnce Minareli M üzeyi(kubbe kasnağında, pencere ve kapı alınlıklarında) ve Alaaddin Camii’ni(çini mihrap ve minberde) ziyaret edebilirler.

IV.halife Hz.Ali(ra) zamanında gelişen Kufi yazı Emeviler’in son yıllarında tekrar değişikliğe uğramış, Abbasiler döneminde kudretli bir vezir ve hattat olan İbn-i Mukle Arap yazısını kurallar içine almaya çalışmış, bu çalışmanın sonunda adına ‘’aklam-ı sitte denilen’’ altı çeşit yazı meydana gelmiştir.

Bu yazılar:

1)Sülüs 4)Reyhani

2)Nesih 5)Tevki’

3)Muhakkak 6)Rıkaa’ (Bazı rivayetlere göre de yedinci yazı da Ta’lık’tır.)







Yazı İslam medeniyetlerinde Ma’kıli ve Kufi yazı ile başlayarak Emeviler, Abbasiler, Gazneliler, Karahanlılar, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Beylikler Devri ve Osmanlıların sonuna kadar daima gelişerek gelmiştir.

Yazı Osmanlı devrinde ihtişamını zirvede yaşamıştır. Bunun başlıca sebebi ise; layık olduğu önemi her kesimde bulmuş olmasıdır. Bunların başında resmi eğitim-öğretim veren kurumlar gelmekteydi. Devletin kâtibi, mimarı, siyaset adamı gibi hattatı da bu okullarda yetiştirilmekteydi. Devşirrmeler arasından seçilen istidatlı talebeler bu okullarda yetiştirilir ve bu alana göre devlet tarafından görevlendirilirlerdi. Hat sanatı ile ilgilenenler sadece devşirmeler değildi. Osmanlı şehzadeleri ve padişahlarının pek çoğu hat sanatı ile yakından ilgilenmişlerdir.

II. Bayezid Şehzadeliği zamanında hat hocası Şeyh Hamdullah’ı talebeleriyle birlikte Amasya’dan İstanbul’a davet etmiş kendisine sarayın harem dairesinde oda ayırmış Mushaf ve kıtalar yazdırmak suretiyle hat sanatında Osmanlı üslubunun doğmasına vesile olmuştur. Şeyh Hamdullah bu çalışmalar sonunda arzu ettiği kemale ermiş ve akabinde Osmanlı hat mektebinin temeli atılmıştır. Şeyh Hamdullah’ın açtığı çığır tüm İslam âlemince benimsenerek kendisine Kıbletü’l-küttab (kâtiplerin kıblesi) adı verilmiştir.

Bu Osmanlının sanata vermiş olduğu ehemmiyeti gösteren örneklerden sadece biridir. Diğer İslam sanatları içinde ehemmiyet aynı derece de verilmiştir.

İslam alemi yukarda saydığımız yazı çeşitlerinin yanında siyakat, rika ,icaze , divani,celi divani gibi yazıları da kullanmışlardır.

Yukarda görmüş olduğunuz yazı bakara suresi 254. ayettir. Bu besmele divani yazı ile , ayet-i kerime de celi divani yazı ile yazılmıştır. Bu yazıları kısaca şöyle tarif edebiliriz:

Divani: Divani, divana mensup demektir. Neden bu adı aldığını anlamak için ona bu adın verilmesine sebep olan tarihi çevreyi düşünmek lazımdır. Bilindiği gibi devletin resmi kararları bugünkü ‘’Bakanlar Kurulu’’ makamında olan divandan geçerdi. Burada yazılan ferman, menşur, berat ve tayinleri bildiren resmi yazılar padişahın iradesiyle olurdu. Bu tip yazıların üstünde padişahın imzası demek olan tuğrası da bulunurdu. Bu durumdan divani yazının devletin kararları ve padişahın iradelerini yazmak için kullanılan bir yazı olduğu anlaşılmaktadır. Divani’nin, Fatih zamanında kurulan divanda kullanılmak üzere İbrahim Münif adındaki bir hattat tarafından icat edildiği söylenirse de yanlıştır. Zira bu devirden kalmış divani numunelerinin olgunluğu, onun daha önceki bir tarihte teşekkül ettiğini ortaya koymaktadır. Fatih’ten önceki devre ait kayıtlar kaybolduğundan dolayı bu yazının meydana çıkış tarihi hakkında bir şey söylemek mümkün görünmemektedir.

Celi Divani: Divani’nin irisi anlamına gelirse de her ikisi arasında farklar vardır. Bu yazının ne zaman ve kim tarafında icat edildiğini bilmiyoruz. Bununla birlikte 16. yy. hattatlarından Tacüddin’in Celi Divani’nin gelişmesinde rolü olduğu muhakkaktır. Bu devirde ki Celi Divaninin harfleri henüz cılız bir görünüme sahiptir. İstif henüz tam olarak teşekkül etmemiştir. En güzel şekline 19. yy.’da Bab-ı Ali’de ulaşmıştır.

Bu yazının son tarafının biraz kalkık ve sivri oluşuna dair de değişik rivayetler vardır. Bunlardan fazlaca rağbet göreni ise, Osmanlı zamanında resmi yazışmalarda kullanıldığı için buyruk niteliği taşımakta idi, ve şekli kılıcı andırdığı içinde de bünyesinde ’’Ya bu buyruğu tutarsınız, yok tutmaz iseniz size kılıç olarak dönecektir.’’ manası gizlenmektedir. Diğer rivayetler de ise estetik özellikler bulunmaktadır.

Selçuklu, Osmanlı derken devamlı gelişerek gelen hat sanatı günümüzün zor şartlarında da olması gerektiği yeri bulma çabasındadır. Bunun en belirgin göstergesi de İstanbul , Bursa ,Konya başta olmak üzere bir çok şehrimizde hat dersleri kurs niteliğinde verilmektedir. Fakat bunun yanında üniversitelerimizin Güzel Sanatlar fakültelerinde de bu eğitimler akademisyenlerimiz tarafından perçinlenmektedir. Selçuk Üniversitesi bünyesinde de bu eğitim 2000-2001 eğitim-öğretim yılında başlamış ve halen sürdürülmektedir. Üniversitemizde hat sanatı ile beraber teshib, ebru , kalem işi , minyatür gibi gelenekli sanatlarımızın da eğitimi Prof. Dr. Fevzi Günüç, Yrd.Doç. Hüseyin Öksüz, Dr. İnci Ayan Birol, Sadrettin Özçimi ,Semih İrteş gibi kıymetli hocalarımız tarafından verilmektedir.



Değerli üstatlarımızdan aldığımız feyizle marifetullaha iştahla koşabilirsek ne mutlu bizlere…



Gülşah ÇALIK DEMİR (divanikalemi@hotmail.com)

 
 

Yorum Ekle :

 

İsiminiz:

Başlık:

Yorum:

Arkadaşına Gönder:

 

İsminiz:

E-mailiniz:

Arkadaşınızın İsmi:

Arkadaşınızın E-maili :

 
 
İşimiz haber, gücümüz özgürlük
Mahmut Çetin  
Kendi Hakkınızı Kendiniz Arayın
Fatih Öztürk  
Dandik Milli Görüşcüler, Gerçek Milli Görüşcüler!
Mavisakal  
İrade harici
Yunus Türk  
„Liebe“ und „Angst“
Hosada ÖzKılınç  
Cemaat öpsün sizi
Konuk Yazar  
Dosyalar

GÖÇMENLER İÇİN EL KİTABI

Türkiye'de Nasıl Emekli Olurum

Avusturya'da yüksek öğrenim


Anasayfa  |   Gündem  |   Avusturya  |   Türkiye  |   Dünya  |   Ekonomi  |   Hukuk  |
Spor  |   Bilim-Teknik  |   Kültür Sanat  |   Pusula Deutsch  |   Linkler
Copyright©Pusulam.at Powered by PUSULAM