Avusturya ‘ayrımcılık’tan sınıfta kaldı |
Avrupa Birliği’nin (AB) insan hakları takip kurumu Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın (FRA), birlik ülkelerinden 23 bin 500 kişiyle yaptığı araştırmaya göre, bu ülkelerdeki etnik azınlıklar gündelik yaşamın her alanında sürekli olarak ayrımcılığa uğruyor. Araştırma ayrıca göçmen çoğunluğun karşılaştıkları bu durumları yetkililere bildiremediğini de ortaya koydu.
İşyerlerinden okuldaki sınıflara, oradan hastanelerdeki bekleme yerine kadar, gündelik hayatın her alanında ayrımcılıkla karşılaşan Avrupa’daki yabancı asıllıların durumu ilk kez Avrupa genelinde yapılan bir araştırma (Discrimination Survey) ile mercek altına alındı. Geçtiğimiz hafta İsveç’in başkenti Stockholm’de açıklanan FRA araştırmasının neticesine göre, AB içinde ırkçılık, ayrımcılık ve İslamofobi 'korkunç' boyutlara ulaşmış durumda. Ankete katılan her beş siyah saçlıdan birisi, yılda en az bir kez ayrımcı bir muamele ile karşı karşıya geldiğini kaydetti. Romanların ise yüzde 17'si doktor ziyaretlerinde ayrımcılık kurbanı olduğunu vurgulamış. Her on Mağrip ülke vatandaşından birisi ise alış-verişte kendilerine farklı muamelede bulunulduğunu belirtti.
Ayrımcılıktan en fazla etkilenenlerin Romanlar, ardından Sahra Altı Afrikalılar daha sonra da Kuzey Afrikalılar olduğu belirtilen araştırmada, çıkan sonuçların azınlıkların günlük yaşamlarında karşılaştıkları ayrımcılıkla ilgili sarsıcı kanıtlar ortaya koyuyor. Ayrımcılığa karşı 2000 yılında yasa çıkaran AB'nin, şimdiye dek konuyla ilgili ilk kez bu çapta bir araştırma yaptığı belirtiliyor. Araştırmaya liderlik eden Jo Goodey, ortaya çıkan sarsıcı rakamların, ilgilenilmesi gereken bir sorun olduğu gerçeğinin altını çizdiğini vurguladı. En fazla ayrımcılığın işyerinde ve iş arama sürecinde görüldüğünü belirten Goodey, "Bu da tabii ki ekonomik sıkıntı döneminde çok önemli" dedi. Goodey, azınlıkların ayrıca sağlık, barınma, eğitim ve güvenlikle ilgili alanlarda haksız muamele gördüklerini belirterek, Kuzey Afrikalıların 5'te 1'inin, ırkları nedeniyle polis tarafından durdurulduklarını söylediklerine işaret etti.
Araştırmaya göre, görüşlerine başvurulanların yüzde 80'inden fazlası uğradıkları ayrımcılığı, bir sonuç elde edemeyeceklerini düşündükleri için yetkililere bildirmiyor. FRA'nın Başkanı Morten Kjaerum da, 25 yıldır insan hakları alanında çalıştığını belirterek, ortaya çıkan ayrımcılığın boyutuyla ve bunların şikâyet edilememesiyle ilgili hayrete düştüğünü kaydetti.
AVUSTURYA, ARAŞTIRMADA SONUNCU ÇIKTI
Araştırma süresince Gallup kamuoyu araştırma şirketi çalışanları tarafından, 2008 yılında AB genelinde 16 yaş üzeri toplam 23 bin 500 kişi ile mülakat yapıldı. Araştırmaya sadece nüfusun yüzde 5’den fazlasını oluşturan azınlıklar dâhil edildi. Bu nedenle Avusturya’da sadece Türkiye’den ve eski Yugoslavya’dan gelen göçmenler ve onların çocukları araştırma kapsamına alındı. Romanlar, Slovenler ve Afrika kökenli göçmenler araştırma dışında kaldı. AB genelinde ayrımcılığa uğrayan azınlıkları içeren “ilk on” arasında Avusturya’daki azınlıklar bulunmuyor.
Söz konusu araştırma, Avusturya’daki göçmenlerin AB kıyaslamasında daha belirgin eğitim sorunlarıyla ve dil engelleriyle karşılaştığını da ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, Avusturya’daki Türk ve eski Yugoslav toplumu, AB genelinde en düşük eğitim seviyesine sahip göçmen gruplarını oluşturuyor. AB genelinde ve Avusturya’da Almanca dil bilgisi en kötü olan grubun, Avusturya’daki Türkler olduğu açıklanan araştırmada, Türklerin sadece yüzde 5’inin 14 yıl ve üzeri süre eğitim aldığı da vurgulanıyor.
IRKÇI SALDIRILARIN SADECE ÇOK KÜÇÜK BİR KISMI BİLDİRİLİYOR
Viyana’da yerleşik AB-Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) Başkanı Kjaerum, medyaya yaptığı açıklamada, “mağduriyetin ve saldırıların büyük çoğunluğu ne polise ne de eşitlik kurumlarına bildiriliyor. Örneğin Türk göçmenlerde olayları bildirmeme oranı yüzde 95. Aksi yönden bakıldığında bu, yaşanan tüm ayrımcılık olaylarının – sataşmadan, okulda ya da iş yerinde mağdur edilme ve fiziki saldırılara kadar- sadece yüzde 5’nin resmi kurumlarca algılanması anlamına geliyor” dedi.
Göçmenlerin düşük eğitimli olmaları ve kötü işlerde çalışmaları arasındaki ilişkinin toplumsal gerginlik yaratacak bir husus olduğunun altını çizen Kjaerum, “yerleşik halk ile göçmenlerin birbirlerinden uzaklaşmalarını AB genelinde durdurmak için acilen önlemler alınması gerekli. Sözde “yabancıların”, yerleşik toplumla yaşadıkları ayrımcılık tecrübelerinin boyutları tüm AB’de de sistematik olarak hafife alınıyor” ifadelerinde bulundu. Kjaerum, “raporun bakış açısı, metodiği ve sonuçları o kadar yeni ve hayret verici ki, ABD kurumları da raporla ilgilendiklerini açıkladılar. Bu nedenle Mart ayında ABD “Census Bureau” yetkilileri Viyana’daki FRA bürosuna gelecekler” dedi.
GÖÇMENLER EĞİTİM SİSTEMİNE TAKILIYORLAR
Konuya ışık tutacak bir rapor da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’ndan (OECD) geldi. “Avusturyalı öğrencilere” oranla göçmen kökenli öğrencilerin eğitim sisteminin tüm alanlarında daha az başarı gösterdiğine dikkat çeken OECD, Avusturya’da okulların tam gün eğitim vermesini önerdi.
OECD, Avusturya Eğitim Bakanlığı’na gönderdiği “Göçmenlerin Eğitimi” başlıklı raporda şu tavsiyelerde bulundu: Daha fazla tam gün okul, tek tip orta eğitim okulları, daha fazla göçmen kökenli öğretmenlerin işe alınması ve çocuk yuvası eğitimcilerinin hem üniversite eğitimi almış olması, hem de en başarılılardan seçilmesi...
2007/08 öğretim yılında anadili Almanca olmayan yerli öğrencilerin oranının Avusturya genelinde yüzde 17,8 olduğu açıklanan raporda, okul tipleri arasında ilk sırayı yüzde 27,2 oranla öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin gittiği “Özel Okullar” aldığı ifade ediliyor. İlkokullarda da her 5 kişiden birinin anadilinin Almanca olmadığı belirtilirken, yabancı öğrencilerin en fazla (yüzde 60 civarında) Viyana’daki ortaokullarda olduğu kaydediliyor.
GÖÇMEN ÇOCUKLARI DÜŞÜK SEVİYEDEKİ OKULLARA SÜRÜLÜYOR
Anadili Almanca olmayan öğrencilerin oranının bilhassa yüksek okul tiplerinde çok düşük olduğunun altının çizildiği OECD raporuna göre, bunun sebebi Avusturya eğitim sistemi. Raporda, sorunların başında Avusturya’da yaygın olan yarım gün okul eğitim sisteminin geldiği belirtilerek, bu okul tipinin ebeveynlerin çocukların eğitim başarısındaki rolünü artırdığı ve bu durumun göçmen kökenli çocukların aleyhine olduğu vurgulanıyor. OECD raporunda ayrıca, bu sistemin öğretmenlerin okulda zayıf olan öğrencileri, sorumluluk alıp onları desteklemek yerine daha düşük seviyedeki okullara sürmelerine imkân verdiğine de vurgu yapılıyor.
Sosyal Demokrat Partili (SPÖ) Eğitim Bakanı Claudia Schmied, uzun süredir tam gün okul sistemi ve tek tip ortaöğretim okulları sistemine geçişi talep ediyor, ancak bu istek, Halk Partisi (ÖVP) tarafından frenleniyor.
2007/08 öğretim yılında yabancı ve anadili Almanca olmayan öğrencilerin oranı (% olarak)
Avusturya Viyana
17,8 Toplam 40,4
22,4 İlkokullar 49,0
20,6 Ortaokullar 59,6
27,2 “Özel okular” 45,9
21,8 “politeknik” okullar 58,3
14,1 Genel Kültür Liseleri 27,7
10,8 Meslek okulları 32,8
22,8 Meslek ortaokulları >50
11,5 Meslek yüksek okulları >50
Kaynak: Eğitim Bakanlığı
|
|
|
| |
|
|
|
|
| |
|
 |
| |
|
|